tutungaç

antimanik geyiksif blog

Efsaneler de uyuyabilir pek tabii

Hanginiz yazdı bunu: solar 22 Ağustos 2008 Cuma idi
Ey tutungaç halkı!

Kraliyetimiz devrilmiş yerine demokrasi gelmiş olsa da, gördüm ki halkın bazı aklı başında kesimi bizden halen umudunu kesmemiş. Biz VI. Tutungaç Kraliyeti olarak halkın isteklerine kulak verip kendimiz yönetimden elimizi eteğimizi çektik, alın size işte demokrasi!

Biz de çok büyük işler yaptık bu ülkede elbette, ama bunları yüzünüze vuracak değilim. Şunu biliniz ki, kendini sürgüne yollayan tutunamayanlar sessiz sedasız yeniden geldiler. Görmek istemeyenler olabilir. Sevmek istemeyenler olabilir; 'Hadi canım sen de oradan!' diyecekler çıkabilir ancak bütün bunlar sırasıyla;

-azmimizden
-kararlılığımızdan
-tutunamayanlığımızdan

hiçbir şey götürmeyecektir.

Davullar çalsın, halaylar çekilsin, tutunamayanlar sesini duyursun!
Olsun, çelikler de olur, bozuntuya vermeyin! Şenliklere devam edin!

(resim)

Etiketler: , , , ,

Charlie :)

Hanginiz yazdı bunu: solar 11 Şubat 2008 Pazartesi idi

Etiketler: ,

Sözlüklerdeki Anlamlar Tam Tutunmalık!

Hanginiz yazdı bunu: abaküs 9 Ocak 2008 Çarşamba idi


Sözlüklerin bir tutungaç olduğu fikri, gittikçe anlamsızlaşan bir dünyada kendimizi pek bi' güzel hissettirebilir. Hatta bizi hayata bağlar, ellerimizden filan tutar, ne oluyor sakin ol filan, der. En başından “anlam” kelimesini bize ne demek olduğunu söyler.


anlam: 1 . Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya
olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva, valör. (kaynak: tdk)


Gördüğünüz gibi bizlere sürekli ipucu vermeye çalışır. Neleri kaybediyoruz, az da olsa farkına varmamızı, hatırlamamızı ister. Dünyada güzelliklerin de olduğunu anlatmaya çabalar. Bu özellikleriyle bizleri annemiz kadar sever, hem de annemiz gibi her gün odamızı toplamamız gerektiğini söylemez.

Bütün bunlarla mutlu bir halde dolaşırken, Kemal Sayar, şöyle söylüyor:


"Biz haksızız, çünkü inandığımız değerlere olan sadakatimizi yitirdik. Sadakatimizi yalnızca sözcüklere; çünkü onların bir gerçekliği yok. Onlar yaşadığımız dünyada sahici bir şeylere tekabül etmiyorlar. Bizi daha iyi, daha öfkeli, daha inanmış, daha bilgili gösteriyor sözcükler; ama onlara inanmıyoruz, çünkü hayat artık sözcüklerle de açıklanamıyor. "


Tam yıkılmış bir halde, kitabı kapatıp, tekrar zırvalıklarla, boşluklarla, değersizliklerle dolu televizyona ve amaçsız insanlara dönecekken, Sayar ekliyor:

“Gerçi pek çok kimsenin de bir açıklama, sürüp giden şeylere bir anlam bulma gayreti yok.” diyor. Temiz hava almış kadar rahatlıyorum, oh filan diyorum, evet bildiniz.



İsterseniz bu yazıda geçen sözcüklerin karşılıklarına bakarak sözlüklere tutunmaya başlayabilirsiniz: Sadakat, güzel, ipucu, tekabül,



Alıntı: "Olmak Cesareti" adlı kitaptan.
Resim: Şu adresten.

Etiketler: , ,

İntegrale tutunulur mu?

Hanginiz yazdı bunu: solar 25 Aralık 2007 Salı idi
Zordur...
Kolaydır...
Aslında ne zordur ne kolaydır...
Kolaylığının içinde bir zorluğu zorluğunun içinde bir kolaylığı vardır.

Söz konusu integral işaretiyse fazla dayanıklı değildir...

Hem integral işaretinden sonra 'dx'ini bir de sorularda cevabı bulduktan sonra "C" sabitini eklemeyi unutmamak gerekir(buraya da yazayım ki finalde aklıma gelsin 'hee unutmayayım diye tutungaç'a da yazmıştım' diye)...

Çözemediğiniz soruları yarıda bırakmak da güzeldir. Önemli olan katılmak değil miydi?

Hatta çözmeye yakın integral AAAAAAA'yı hesaplayıp hesaplayamayacağınızı düşünmekte güzeldir. Tıpkı finalleri düşünmek gibi...

en dı faynıl kant davnnn; dırırırııı dırırıtrıtrııı, dırırııırırı dırırıtrıtrırı, dırırı, dırırırırırıııııııı, dırırıtrıtrı...

Etiketler: , , ,

Feysbuuk!!!

Hanginiz yazdı bunu: solar 19 Kasım 2007 Pazartesi idi
Olmuyorum kaaardişim, üye olmuyorum, davet göndermeyin...

Ben ilkokul arkadaşlarımı hiç sevmezdim, soruları yanlış çözenlerle alay eden, 'seni annene diyceeeem' diyen bir grup kendini bilmez adamı şimdi bulsam ne olacak? Üstelik içlerinden biri havuza 'ayçiçek yağı kutusu' atayım derken kendini de atmıştı, böyle de şuursuz insanlardı benim ilkokul arkadaşlarım işte...

Feysbuuktaki fotoğraflara da bir bakıyorum, maşallah hepimiz Angelina Jolie, hepimiz Tom Cruise... Fotoşopla ufak rütuşlar attığım fotoları feysbuka koyupta bütün dünyayı kandırmaya ne gerek var, ben kandırılmakta istemiyorum, fotoşop çıktı mertlik bozuldu. Hem güzelliğin on para etmezki bu bendeki aşk olmazsa...

Birbirinizi feysbuukla dürtmeyin, rakı şiş kebap göndermeyin; arayın en yakın arkadaşınızı çıkın sahilde bir tavla atın, temiz hava falan, açılırsınız...

(artık solar'ım fea kimliğimi kaybettim, hükümsüzdür.)

Etiketler: , ,

Gölgesinden hızlı silah çeken yalnız kovboy...

Hanginiz yazdı bunu: solar 31 Ekim 2007 Çarşamba idi
Hani bitmemesi gereken şeyler vardır ya, işte Red kit de onlardan biriydi benim için.

Yahu en uzun boyluya en aptal demeyi öğrendik biz Red kit'ten hiç olmadı...

En garibi de hapishaneye düşen herkesin çizgili bir şeyler giydiğini sandık. Bir de ıslık çalınca bütün atların sahiplerini bulduğunu düşündük(hımm, bu konuda halen kesin bir fikrim yok doğrusu). Galiba çoğulu anımsatan düşüncelerimi değiştirip tekil yapsam daha iyi olurdu; ama ben bir 'lonesome cowboy' değilim; yani birkaç kişi daha düşünmüştür bunları sanıyorum...

Neyse efenim, sevgili Sinan'ın meşhuuuur(değildiyse de artık oldu :P) müzik arşivinden nasiplenerek hatırladığımız şu şarkıyı sizlerle paylaşmak isterim son olarak; tabii ki de hafızalarımıza kazınan o 'the end' ile beraber...



(emeğe saygı linkleri)

Etiketler: , , , ,

Şakaysa hiç komik değil, ciddiyse çok komik

Hanginiz yazdı bunu: solar 24 Ekim 2007 Çarşamba idi

(Saçmaladıklarımı okutabileceğim hiçbir platform kalmadı be tutungaç kusura bakma. Kendi kendine yazıp okumak da bir yerden sonra sıkıyor adamı. Hem halen okuyan var mıdır burayı, ondan da emin olmamakla beraber, bu açıdan sadece bir nebze olsun rahatım.)

Sevgili tutungaç,

Bir savunma biçimi geliştirip "Hayata ahanda bundan dolayı sarılın." diyeceğim bir şey düşünüyorum bu aralar boş vakitlerimde. Birkaç tanesi şöyle:

-Sizi sevenler var.
-Sonra işlerin yürümesi için bir grup insanın size ihtiyacı var.
-Çocuklar halen gülümsüyor, hem de çok içten.

Hiç olmadı ağaçların karbondioksite ihtiyacı var yani, anlatabiliyor muyum?

Ama sen de görmüyor değilsindir; işler iyice sarpa sardı.

E elinden de bir şey gelmiyor; hani 'İmla kurallarına dikkat etmeliyim.' gibi bir şey de değil bu...

İşte böyle anlarda tüm imla kurallarını küçümsüyorum, biliyor musun:

istiyorus yasmak geliyo içimden ya da yawww demek istiyom gelcem diyom içimden kalıyom sonra bunlardan bisürü war diyom burda kar derken maddi kazancımıkastediyon yoksa bi yağış biçiminimi mesela yoq ben mileri ayrı yazıyom ama bugün değil hatta dahi anlamındaki deleri ve haatta hatta kileri bile ayırmayasım war.


(Başlığın telif hakkı ekşi sözlükteki abilere aittir.)

Etiketler: , ,

Sıkı tutunun...

Hanginiz yazdı bunu: Sinan Onur ALTINUÇ 21 Ekim 2007 Pazar idi
Bu sinan da nerelere gitti kendine başka tutungaçlar mı buldu diye sorular akıllara gelmiş olabilir. Arada bir biryere gitmediğimi göstermek için bile olsa yazmak gerek herhalde.

Neticede ne demişler. Tutunamadığınız tutungaç tutungaç değildir. (Sizin değildir mi olacaktı yoksa)

O zaman bugün size biraz kişisel şeylerden bahsedeyim diyorum. Yanlış anlaşılmasın genel anlamda kişisel değil benim için kişisel. Şahsımla ilgili manasında. Hayatımda epey vakit aldığını ve bazen başka bişeye tutunmaya fırsat vermediğini fark ettiğim için bi yazayım dedim.

Bir garip bilgisayar mühendisi adayı olarak bölümde bize verilen projelerle ilgili sizleri bilgilendirmek istedim. Ama sakın şimdi "offff ne yazmış" deyip yazının gerisi okumadan bırakmayın. Çünkü durum tahmin ettiğinizden biraz daha eğlenceli. (Ah bi de bana sorun.)


Mesela zamanında basit bir veri tabanı yönetim sistemi ödevi almıştık. Eski bir ödev aslında. Ama veri tabanı yönetim sistemine dair herhangi bişey beklemeniz tamamen yanlış olur. Pek alakası yoktu zira. Ne kayda değer bir veri, ne de adam gibi bir taban vardı. Ödevde amaç tabii ki programlama becerilerini geliştirmekti.

Gel zaman git zaman neler yapmadık. Hapishanedekilerin çetelesini tuttuğumuz bir proje bile oldu. Eh pek bi işinize yaramayacağı da açıktı bunun pratikte. Çünkü ne mahkumlar ne çalışanlar hakkında öğrenebileceğiniz bişey yoktu. Amaç sadece programlamaktı biz de öyle yaptık. Ha bi de mahkumları eşşek gibi çalıştırabiliyorduk o sistemde karşılığında da daha az kalmalarını sağlıyoduk hapiste o kadar...

Bazı ödevler de zevkli gelmedi değil zaman zaman. Mesela bir yap-boz ödevi almıştık. Yapay zekayla ilgili temel zımbırtıları öğrenmek için. Hani eskiden oynardık böyle plastik bir levha tarzında bir avuçluk bir oyuncak. içinde birbirinin içine geçmiş sağa sola oynayabilen kareler vardı. Bir resmi karelere bölüp karelerin yerini karıştırırlardı da biz de resmi geri tamamlamaya uğraşırdık boş olan kareye kaydırmak suretiyle kareleri. Eh iyi anlatamadım ama belki anlayan çıkar. Ama bizim ödevde ortada resim falan yoktu bizimkisi sayıları diziyordu sadece en kısa şekilde nası dizilebileceğini gösteriyordu. Bir nevi işin cılkını çıkartıyordu yani. Kendimiz dizmedikten sonra o parçaların ne anlamı var değil mi :)


Yakın zamanda ise bir dosta paylaşım programı simülasyonu yazmamız istendi. Hiç boşuna "uuuuuu" demeyin çünkü ne ortada dosya vardı ne de bir paylaşım. İnternetle soketlerle falan da alakası yoktu. Eğer size bir bilgisayarın bişey paylaştığına dair bir komut gelirse o paylaşıyordu her şey bu derece monarşik ve basit... Yapılması gereken Adam bağlandı derlerse adam bağlanmış gibi yapmak bilmemne dosyasını aradı diyorsa aratıp dosyayı öyle bir şey paylaşılmışsa da indiriliyormuş gibi yapmaktı. Bilgisayar zaten sanal, sanalın da sanalı lur mu demeyin oldu aha işte...

Şimdi de mayın tarlası yapacakmışız. Başlangıçta her zamanki gibi karizma ve eğlenceli geliyor. Ama bilgisayarınızdaki farelerin hiç işe yaramayacağı bir mayın tarlası hayal edebiliyor musunuz.?Bizimkinde fare hiçbir işe yaramaz kara ekrana bakarak oynamak zorundasınız :)

Tutungaç'tan aforoz edilmeden saçmalamayı keseyim ve yazının sonlarına doğru yol alayım.


Asıl bağlamak istediğim nokta şu:
Hiçbişey göründüğü gibi değil. Bilgisayar mühendisleri Üniversite öğrencisi karizmasından hayatta yararlanamazlar. Yukarıda görüldüğü gibi projeleri pratikte bir işe yaramaz. Oysa diğer bölümlerde öyle mi 2. 3. sınıftan itibaren bilmemne şirketinde bilmemne yapan bir sürü insan var. Doğrudan bir yerlerde bile çalışabiliyorlar. Bilmemnerenin tasarımını yaptım diyor mesela mimarlar. biz yaptıklarımızı gösteremiyoruz bile...

Hayır yani T cetvelimiz falan da yok ki
böyle gezinirken desinlar ahada bu öğrenci kesin. Vallah işin kaymağını onlar yiyor.

Birisi bişey danışmaya kalkacak olsa bile en iyi ihtimalle bir program yüklemek ya dabilgisayarına gien virüsü defettirmek istiyordur. Sizi temin ederim ki bize okulda gösterilenlerle neredeyse hiçbir alakası yoktur. Eğer daha şanssızsanız bir programı nasıl kıracağını, çalınan msn adresini hekleyip hekleyemeyeceğinizi sorarlar. Yarım saat dil döküp neyin yanlış neyin doğru olduğunu anlattıkta sonra da şu yanıtı alırsınız:
"Yapamıycaksan yapamıycam de."

Ne hoş dimi...

Nitekim bilgisayar mühendisliği öğrencisinin tek olayı halk arasında "geçerli" bir meslek olarak nitelendirilmesidir ki. Şu durumda o bile sorgulanabilir. Bunlar sadece çekilen çilelerin bir kısmı yeter artık uzatmiyim diye bırakıyorum.

Bu türden bir öğrenci görürseniz dikkatle ve şefkatle yaklaşın lütfen efem...

Etiketler: , , , ,

tutamadım kaçırdım

Hanginiz yazdı bunu: Fırat KÜÇÜK 13 Eylül 2007 Perşembe idi


Efenim biz tutungaç için albüm çalışmalarına koyulurken birileri çoktan gerçekleştirmiş bile. Bu bizi yıldırır mı? Bence hayır!

Etiketler: ,

Gayriresmi tutungaç marşı(?)

Hanginiz yazdı bunu: solar idi
kelebek çıktı kurumuş çamaşırlar arasından
asılıdır gömleğim
ben acıyı isotta tattım
yarımcadır biberim
bağcıklarım bağlanmaz oldu ayaklarım dolandı
çatladı gören komşular menekşem soldu
Mars'tayım
Merkür'deyim
Jüpiter'deyim

gelebilirsen gel de kurtar
bulunduğum koordinatları tanımla (x,y) biçimine getir
yepyeni koordinatlara sal

Tutungaç müzisyenlerinin ortak olmayan kararı: Anlatmak istediğini direk söylemeyince daha etkileyici oluyor. Demek istediklerinin etrafında dolanınca zaten dinleyici anlatmak istediklerini hissedecek. (Biz bu adamı seviyoruz. Çelişki? Hayır daha iyi olması için ufak bir tavsiye) 'Ninni bu hayat' demiş ya, iyi demiş. Aslında iki kardeştir dandiniyle dasdana, birbirini çekemeyen... Etkileyici oldu değil mi?

Etiketler: , ,