tutungaç

antimanik geyiksif blog

Gölgesinden hızlı silah çeken yalnız kovboy...

Hanginiz yazdı bunu: solar 31 Ekim 2007 Çarşamba idi
Hani bitmemesi gereken şeyler vardır ya, işte Red kit de onlardan biriydi benim için.

Yahu en uzun boyluya en aptal demeyi öğrendik biz Red kit'ten hiç olmadı...

En garibi de hapishaneye düşen herkesin çizgili bir şeyler giydiğini sandık. Bir de ıslık çalınca bütün atların sahiplerini bulduğunu düşündük(hımm, bu konuda halen kesin bir fikrim yok doğrusu). Galiba çoğulu anımsatan düşüncelerimi değiştirip tekil yapsam daha iyi olurdu; ama ben bir 'lonesome cowboy' değilim; yani birkaç kişi daha düşünmüştür bunları sanıyorum...

Neyse efenim, sevgili Sinan'ın meşhuuuur(değildiyse de artık oldu :P) müzik arşivinden nasiplenerek hatırladığımız şu şarkıyı sizlerle paylaşmak isterim son olarak; tabii ki de hafızalarımıza kazınan o 'the end' ile beraber...



(emeğe saygı linkleri)

Etiketler: , , , ,

Gayriresmi tutungaç marşı(?)

Hanginiz yazdı bunu: solar 13 Eylül 2007 Perşembe idi
kelebek çıktı kurumuş çamaşırlar arasından
asılıdır gömleğim
ben acıyı isotta tattım
yarımcadır biberim
bağcıklarım bağlanmaz oldu ayaklarım dolandı
çatladı gören komşular menekşem soldu
Mars'tayım
Merkür'deyim
Jüpiter'deyim

gelebilirsen gel de kurtar
bulunduğum koordinatları tanımla (x,y) biçimine getir
yepyeni koordinatlara sal

Tutungaç müzisyenlerinin ortak olmayan kararı: Anlatmak istediğini direk söylemeyince daha etkileyici oluyor. Demek istediklerinin etrafında dolanınca zaten dinleyici anlatmak istediklerini hissedecek. (Biz bu adamı seviyoruz. Çelişki? Hayır daha iyi olması için ufak bir tavsiye) 'Ninni bu hayat' demiş ya, iyi demiş. Aslında iki kardeştir dandiniyle dasdana, birbirini çekemeyen... Etkileyici oldu değil mi?

Etiketler: , ,

Baloncuktan Tutungaç

Hanginiz yazdı bunu: solar 20 Haziran 2007 Çarşamba idi
Bugün hayata şöyle tutunuyoruz:

Bitmiş, daha doğrusu biteyazmış (dibinde azıcık kalmış, fazla değil ama, az da değil ama, göz kararı) bir şampuan kutusu veya bitmiş bir bulaşık deterjanı kutusu alıyoruz, biteyazmamışsa da bir şekilde biteyazdırıyoruz (içmeyin, çocuklardan uzak tutun, küresel ısınma var, öyle ortalıklara da dökmeyin, başka bir yöntem bulabilirsiniz, yaratıcı Türk zekasına her zaman güvenmişimdir).

Aldıktan sonra içine bir miktar su döküp çalkalıyoruz, köpürdü değil mi? Güzel, yapmak istediğimiz de buydu. Şimdi bir masa bulup sandalyemizi de yanına çekip düşünmek üzere oturuyoruz, yok afedersiniz, her şey daha az düşünmek içindi, bazen bu tutungacın amacını unutuyorum işte...

Eheem, düşünmemek üzere sandalyeye oturuyoruz. Şampuan veya deterjan kutumuza kenarlarından hafifçe basınç uyguluyoruz ve işte ilk ürünlerimizi elde ettik. Bunlar Yerkürelilerin 'baloncuk' olarak nitelendirdikleri şeyler. Ben onların dilini nerden mi biliyorum? Benim de beynimde onların konuşmalarını bana tercüme eden bir balık var.

Şimdi çıkan baloncukları patlayıncaya kadar takip edin, arasıra da baloncuklara tutunmaya çalışın, patladılar mı da içinizden şu şarkıyı söyleyin;

tutunamadım, tutunamadım
baloncuklara, şampuan kutularına
düşünmeyemedim, düşünmeyemedim
düşünceleri, baloncukları...

Etiketler: , ,